Anne aslan, yavrusunu önüne çekmiş öğüt veriyormuş.

– Artık adam akıllı büyüdün. Şu ormanlar, şu dağlar bizimdir. İnsanoğlu buralara kadar gelmez. Biz de bu ormanlardan dışarı çıkıp onlara zarar vermediğimiz müddetçe rahat yaşarız.

Küçük aslan yavrusu boynunu bükmüş:

– Peki, anneciğim, öğüdünü tutacağım.

Anne aslan öğütlerini yetersiz bulmuş.

Devam etmiş:

– Arkadaşların daima senin kalitende olsun. Kurnaz hayvanlarla dost olma. Kötü arkadaş kötü yola, iyi arkadaş iyi yola götürür. Bundan sonra kendi hayatını kendin yaşayacaksın. Beni de ara sıra ziyaret edersen analık hakkımı helal ederim.

Aslan yavrusunun adı Tipo’ymuş. Gözyaşlarını tutamamış Tipo. Annesinin boynuna sarılmış:

– Bana harcadığın emekleri nasıl unutabilirim?

Annesi küçük Tipo’yu son defa bağrına basmış:

– İnşallah sen hayırlı bir evlat olacaksın Tipo. Küçük Tipo ormanda hem yürüyor hem düşünüyormuş. Annesinden ayrılmak zor gelmiş. Bir süre sonra önüne bir tilki çıkmış.

Tilki, aslanı görünce korkmuş. Yavru denecek yaşta olduğunu anlayınca da sevinmiş. Ne zamandır bir aslandan intikam almayı düşünüyormuş:

– Merhaba aslan kardeş, demiş.

Tipo dalgın olduğu için onu duymamış. Yoluna devam etmiş. Tilki sesini daha yükselterek bağırmış:

– Merhaba aslan kardeş…

Tipo bu sefer sesi duymuş. Başını kaldırınca tilkiyi fark etmiş:

– Merhaba tilki kardeş.

Tilki birkaç adımda aslana yaklaşmış. En tatlı sesi ile sormuş:

– Nereden geliyorsun böyle?

– Annemin yanından.

– Üzüntülü görünüyorsun.

Tipo gözyaşlarını saklamak için başını çevirmiş:

– Annemden yeni ayrıldım. Çok dokundu bana. Tilki aslanı kandırmak için çok yumuşak bir sesle:

– Üzülme, diye teselli etmiş. Bir zamanlar ben de annemden ayrılmıştım. Ama artık unuttum onu. Yeni yeni arkadaşlar edindim. Sen de kısa zamanda unutursun. İstersen arkadaş olalım.

Tipo birden annesinin sözlerini hatırlamış. ‘Arkadaşlarını iyi seç” diyen sesini duyar gibi olmuş.

Aslan yavrusunun bir şeyler düşünmekte olduğunu fark eden tilki hemen sormuş:

– Ne düşünüyorsun?

– Annem demişti ki: “Arkadaşlarını iyi seç” Sen acaba iyi bir arkadaş mısın?

Tilki biraz daha yaklaşmış:

– Benden iyi arkadaş mı olur şu ormanda, diye gülümsemiş. Göreceksin ne güzel eğleneceğiz.

Tipo tilkiyi şöyle bir süzmüş. Kendisi daha yavru olmasına rağmen tilki yanında çelimsiz kalıyormuş. “İşime gelmezse def ederim gider, bana ne kötülüğü olacak bu çelimsizin diye düşünmüş.

Sonra yüksek sese:

– Peki, demiş. Zaten yalnızlıktan canım sıkılıyor.

Tilkinin sevinçten ağzı kulaklarına varıyormuş:

– Adın ne senin?

– Tipo.

– Aman bayıldım doğrusu, ne güzel isimmiş öyle.

– Annem verdi ismimi. Annem çok akıllıdır, demiş.

Böylece ikisi arkadaş olmuşlar. Bir süre gezmişler, eğlenmişler. Tilki Tipo’yu birçok arkadaşı ile tanıştırmış. Ama aralarında hiç mi hiç aslan yokmuş.

Bir gün yine tilki ile birlikte gezerlerken yaşlı bir aslana rastlamışlar. Yaşlı aslan öfke ile kükremiş:

– Buda ne? Bir aslan nasıl tilki ile gezer? Tipo bu söze alınmış:

– Sana ne, demiş. O benim arkadaşım. Yaşlı aslan kızmış:

– Tilkiden aslana dost olmaz, diye çıkışmış.

Tipo da kızmış. Ne cesaretle tanımadığı bir aslan kendisine karışıyormuş ki?

– Ayrılmayacağım işte, diye diretmiş.

Yaşlı aslan Tipo’yu sertlikle yola getiremeyeceğini anladığı için sesini yumuşatmış:

– Sana bir baba tavsiyesi vereyim evlat. Tilkiden aslana dost olmaz. Bunu kafana yerleştir.

Tipo yine de bildiğinden şaşmamış:

– Ben ne yapacağımı bilirim, demiş.

Yaşlı aslan Tipo’nun arkasından bir süre bakmış:

– Deli çocuk… Bak başına ne işler açılacak.

Bu sözleri Tipo duymamış tabii. Kızgın, kızgın söylenerek yoluna devam ediyormuş:

– Münasebetsiz ne olacak? Sanki babammış gibi bana laf geçirmeye çalışıyor. Yalan söylüyor bir de…

Tilki:

– Elbette yalan, diye atılmış. Bizi kıskandığı için yalan söylüyor. Aldırma sen.

Konuşa konuşa yürüyorlarmış. Bir süre sonra da ormandan çıkmışlar. Köy evleri görünmeye başlamış bile. Tipo annesinin sözlerini hatırlamış yine:

– Annem ormandan çıkma demişti tilki kardeş.

Tilki bütün kurnazlığıyla gülmüş:

– Şimdi anneni boş ver. Köyde ne güzel yiyecekler var bir bilsen. Annenin nerden haberi olacak!

– Ama ormanda da yiyecek var. Tilki mutlaka köye gitmek istiyormuş:

– Hep aynı şeyleri yemekten bıkmadın mı, demiş.

– Bıktım ama!

– İyi işte, bir değişiklik yapacağız burada.

– Olur mu hiç? İnsanlara zarar verirsek, onlar da bize zarar verirler. Annem demişti ki…

– Kocaman olmuşsun hâlâ annenin sözleriyle mi gezeceksin. Korkuyorsan beni burada bekle.

Tilki çok kurnazmış. Nitekim istediği de olmuş. Korku lafını duyan Tipo kızmış:

– Aslanlar hiçbir şeyden korkmaz, diye bağırmış. Tipo cesaretini göstermek için tilkinin arkasından gitmiş. Az sonra köy içine girmişler. O zamana kadar da etraf iyice kararmış.

– Sen ne de olsa aslansın. Irkın benden üstündür. Önden git de adına yakışanı yap, demiş tilki.

Tipo hiç şüphelenmemiş. Tilkinin önüne geçip yola devam etmiş. Tilkinin düşüncelerini bir bilse hemen oracıkta onu döver ve son hız geri dönermiş.

“Tipo tarihe karışacak bu gece. Böylece senelerce aslanların emri altında yaşayan tilkilerin intikamını almış olacağım. Tilkilik tarihine adım yazılacak.”

Diye geçiriyormuş içinden tilki.

Biraz daha yürümüşler. Sonra yol ikiye ayrılmış:

– Sağa sap, demiş tilki.

Tipo bir an durmuş, tekrar annesini hatırlamış

– Geri dönsek, diye mırıldanmış. Tilki sinsi, sinsi gülmüş:

– Korku damarların kabardı yine, diye alay etmiş. Tipo kızmış. Hırsla pençesini kaldırmış.

Tilki geri çekilmeseymiş tokadı yüzüne yiyecekmiş.

– Aslanlar hiçbir şeyden korkmaz Allah’tan başka.

– Yürü öyleyse…

– İşte yürüyorum. Sağa mı, sola mı? Tilki bir sevinmiş bir sevinmiş:

– Sağa sağa, demiş acele ile.

Tipo sağa sapmış. Tilki kıs, kıs gülüyormuş:

– Sersem aslan. Birkaç adım daha attın mı intikamımı alacağım.

Hadi bir adım daha… Hadi…

Birden arkalarında bir kükreme duymuşlar. İkisi de yerlerinde kalakalmışlar.

Arkaya dönüp baktıklarında bir de ne görsünler? Bu ses gündüz ki ihtiyar aslanın sesi değil mi? İhtiyar aslan hemen tilkinin yanına gelmiş. Ensesinden tuttuğu gibi ayaklarını yerden kesmiş:

– Aman aslan ağabey, kıyma bana. Ben sana ne yaptım? Ne olur merhamet et, demiş tilki.

İhtiyar aslan gülmüş:

– Bana bir şey yapmak senin haddine mi düşmüş sersem tilki? Ama Tipo ya ne yapacağını biliyorum. Tipo arkadaşına yapılan hakarete üzülmüş:

– Bırak onu, yoksa yaşlı olduğunu unutacağım. İhtiyar aslan gülmüş:

– Öyle mi küçüğüm, demiş. Bu hilekârın sana ne yapacağını biliyor musun?

– O benim arkadaşımdır, bir şey yapmaz.

– Sen öyle zannet tecrübesiz çocuk. Tilkiden dost olmayacağını öğretmediler mi sana? Bu seni ölüme götürüyordu.

Tipo şaşırmış: — Yalan, diye bağırmış.

İhtiyar aslan kızmış:

– Aslanlar hiç yalan söylemez.

Tilkinin titremesi daha da artmış:

– Beni bağışlayın, diye inlemiş.

İhtiyar aslan bir kahkaha savurmuş:

– Bağışlıyorum işte. Yalnız şu yoldan yürüyeceksin. Sağlam gidebilirsen serbestsin.

Fakat tilki bir adım bile atmak istemiyormuş. Orada dayak yiyeceğini iyi biliyormuş.

İhtiyar aslan:

– Şimdi hazırladığın tuzağı bir, bir anlat, demiş.

– Tilki planını anlatmış. Tipo hem şaşırmış hem üzülmüş.

Yaşlı aslan Tipo’ya dönmüş:

– Az daha geç kalsam tilkinin oyununa gelecektin. Tipo yaşlı aslanın ellerine sarılmış:

– Hayatımı sana borçluyum, teşekkür ederim, demiş. Annemin öğüdünü tutmamakla büyük hata ettim. Hakikaten arkadaşı iyi seçmek gerek…

O sırada tilki aradan sıvışıp kaçıvermiş. İhtiyar aslanın ona ceza vereceğini biliyormuş çünkü.

Onun arkasından bakakalan Tipo:

– Ona hiçbir kötülüğüm dokunmamıştı. Hatta hep iyilik ediyordum. Niçin beni köyü yollara bulaştırmak istedi, demiş.

İhtiyar aslan sakalını kaşımış:

– Tilkiler bizim kuvvetimizi kıskanırlar. İntikam hissine kapıldı. İşte intikam duygusu kişiyi böyle alçaltır. Tipo tuzaktan kurtulduğu için Allah’a şükretmiş. İhtiyar aslan son olarak şöyle demiş:

– Arkadaş seçerken çok dikkatli davran yavrum. Ama iyi ders oldu sana. Ne demişler büyükler: “Bir musibet bin nasihatten iyidir.”


0 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir